İngilizce Türkçe
Cryoshere Kriyosfer: Dünya yüzeyinde suyun donmuş halde (kar, buz, permafrost, buzul, deniz buzu vb.) bulunduğu tüm katmanları ifade eden küresel sistem.
GLOF (Glacial Lake Outburst Flood) Buzul Gölü Taşkını: Eriyen buzulların oluşturduğu doğal barajların (moren veya buz seddeleri) çökmesi sonucu aniden serbest kalan suyun vadilerde yarattığı yıkıcı sel olayı.
Black Carbon Siyah Karbon:
Hydrological Cycle Hidrolojik Döngü/Su Döngüsü: Suyun buharlaşma, yoğuşma, yağış, yüzey akışı ve donma-erime süreçleriyle yeryüzü, yeraltı ve atmosfer arasında kesintisiz olarak dolaştığı küresel çevrim.
Emissions Gap Emisyon Açığı: Küresel sıcaklık artışını hedeflenen seviyelerde (örn. 1,5 °C veya 2 °C) tutmak için gereken sera gazı azaltım miktarı ile ülkelerin mevcut taahhüt ve politikalarının öngördüğü salım miktarı arasındaki fark.
Food Sovereignty Gıda Egemenliği: Toplulukların ve halkların kendi tarım, gıda ve ekolojik üretim sistemlerini yerel ihtiyaçlara uygun ve bağımsız olarak belirleme hakkı.
Climate Adaptation İklim Uyumu: İklim değişikliğinin fiili veya beklenen etkilerine (kuraklık, erozyon, aşırı hava olayları vb.) karşı zarar riskini azaltmak ve toplulukların dayanıklılığını artırmak için yapılan yapısal, yönetsel ve ekolojik düzenlemeler.
Triple Planetary Crisis Üçlü Gezegen Krizi: Birleşmiş Milletler'in gezegenin karşı karşıya olduğu varoluşsal tehlikeleri tanımlamak için kullandığı çatı kavram. Birbiriyle doğrudan bağlantılı ve birbirini tetikleyen üç ana çevre sorununu kapsar: iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve doğa kaybı ile kirlilik ve atıklar.
Rare Earth Elements / Critical Minerals Nadir Toprak Elementleri / Kritik Mineraller: Yüksek teknoloji ürünleri, mikroçipler, bataryalar ve yenilenebilir enerji altyapılarının üretimi için hayati öneme sahip olan, ancak çıkarılması ve işlenmesi yoğun su, enerji kullanımı ile ciddi çevresel tahribata ve toksik kirliliğe yol açan stratejik element ve mineraller.
E-Waste Elektronik Atık / E-Atık: Kullanım ömrünü tamamlamış elektrikli ve elektronik ekipmanlardan (sunucular, bilgisayarlar, kablolar vb.) oluşan atık türü. Bünyesinde kurşun, cıva ve kadmiyum gibi tehlikeli ağır metaller barındırdığından ekosisteme karışması halinde toprak ve yeraltı suları için büyük bir toksik risk oluşturur.
Environmental Footprint Çevresel Ayak İzi: Bir ürünün, teknolojinin, kurumun veya faaliyetin yaşam döngüsü boyunca tükettiği doğal kaynaklar (su, enerji, hammadde, arazi) ve geride bıraktığı emisyonlar ile atıkların gezegen ekosistemleri üzerinde oluşturduğu toplam ölçülebilir baskı.
Carbon Offsetting Karbon Dengeleme: Belirli bir faaliyetten kaynaklanan sera gazı salımlarını sıfırlamak veya azaltmak amacıyla, eşdeğer miktarda sera gazı emisyonunu engelleyen veya atmosferden çeken projelere (ağaçlandırma, yenilenebilir enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri vb.) yatırım yaparak net etkiyi nötrleme mekanizması.
Methane Emissions Metan Emisyonları: Fosil yakıt üretimi, tarım-hayvancılık ve katı atık depolama alanları gibi kaynaklardan atmosfere salınan metan (CH4) gazı. Karbondioksite kıyasla atmosferde daha kısa süre kalmasına rağmen, 20 yıllık bir zaman diliminde ısıyı hapsetme kapasitesi karbondioksitten 80 kat daha fazla olan son derece güçlü bir sera gazıdır.
Planetary Health Gezegen Sağlığı: İnsan sağlığının, refahının ve medeniyetin devamlılığının; Dünya'nın biyofiziksel sınırlarına, iklim sistemine ve doğal ekosistemlerin bütünlüğüne doğrudan bağlı olduğunu kabul eden bütüncül çevre ve tıp yaklaşımı.
Global Environment Outlook Küresel Çevre Görünümü: Gezegenin ekolojik sağlığını, biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliği ve kirlilik gibi temel alanlarda bilimsel verilerle değerlendiren; mevcut çevresel krizlerin nedenlerini, olası gelecek senaryolarını ve karar vericiler için sürdürülebilir çözüm politikalarını bütüncül bir yaklaşımla sunan kapsamlı durum ve eğilim raporudur.
Nature-based solutions Doğal Çözümler: İklim değişikliği, afet riski ve gıda güvenliği gibi toplumsal sorunları çözerken aynı zamanda insan refahı ile biyolojik çeşitliliğe fayda sağlamak amacıyla doğal ya da değiştirilmiş ekosistemleri koruyan, sürdürülebilir şekilde yöneten ve restore eden eylemler bütünüdür.
Methane Alert and Response System Metan Uyarı ve Müdahale Sistemi: Atmosferdeki yüksek metan salımlarını uydu teknolojileriyle tespit edip kaynağını belirleyen; emisyonları hızla durdurmak veya azaltmak amacıyla ilgili hükümetleri ve şirketleri doğrudan uyararak eyleme geçiren küresel bir erken uyarı ve izleme mekanizmasıdır.
Apathy Kayıtsızlık/Duyarsızlık: Kişinin veya toplumun, acil ilgi ve eylem gerektiren durumlara, toplumsal ve çevresel krizlere ya da genel anlamda olaylara karşı sergilediği kronik ilgisizlik, coşku yoksunluğu ve duygusal tepkisizlik durumudur.
Looming Yaklaşan / Eli Kulağında Olan Tehdit: Genellikle olumsuz, tehlikeli ya da kaygı verici bir durum veya krizin ufukta belirmesini, kaçınılmaz ve baskıcı bir şekilde giderek yaklaştığını ifade eden tanımlamadır.
Circular Economy Döngüsel Economy: Üretim ve tüketim döngülerinde ham madde çıkarma, üretme ve çöpe atma modelini reddeden; ürün, malzeme ve kaynakların tasarım aşamasından itibaren yeniden kullanımı, onarımı ve geri dönüşümü yoluyla atığı ve kirliliği sıfırlamayı hedefleyen onarıcı bir ekonomik sistemdir.
Environmental Defense Fund Çevre Savunma Fonu: İklim değişikliği, okyanusların korunması ve halk sağlığı gibi kritik ekolojik sorunları çözmek amacıyla bilimsel araştırma, ekonomi odaklı politikalar ve hukuki mekanizmaları bir arada kullanan ABD merkezli küresel bir çevre sivil toplum kuruluşudur.
High Seas Treaty (Agreement on the Conservation and Sustainable Use of Marine Biological Diversity of Areas Beyond National Jurisdiction) BBNJ Anlaşması: Ülkelerin ulusal yetki alanları dışındaki açık denizlerin korunmasını ve deniz biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini amaçlayan uluslararası BM anlaşmasıdır.
Global Environment Facility / GEF Küresel Çevre Fonu: Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi küresel çevre sorunlarıyla mücadele eden projelere hibe ve finansman desteği sağlayan uluslararası bir fon mekanizmasıdır.
High Seas Açık Denizler: Hiçbir ülkenin egemenlik veya ulusal yetki alanı altında bulunmayan, tüm devletlerin ortak kullanımına ve uluslararası hukuka tabi olan uluslararası sulardır.
Areas of National Jurisdiction Ulusal Yetki Alanları: Devletlerin kıyılarından itibaren uluslararası deniz hukuku kurallarına göre (karasuları, münhasır ekonomik bölge vb.) kendi egemenliği veya egemen hakları altında idare ettiği deniz alanlarıdır.
Biodiversity / Biological Diversity Biyoçeşitlilik / Biyolojik Çeşitlilik: Dünya üzerindeki veya belirli bir ekosistemdeki karasal, denizsel ve diğer su ekosistemleri ile canlı türlerinin genetik, tür ve ekosistem düzeyindeki toplam çeşitliliğidir.
Marine Protected Area Deniz Koruma Alanı: Doğal kaynakların, kültürel değerlerin ve deniz ekosistemlerinin korunması amacıyla yasal veya diğer etkin araçlarla sınırlandırılmış ve koruma altına alınmış deniz bölgeleridir.
Environmental Impact Assessment Çevresel Etki Değerlendirmesi: Planlanan projelerin veya insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerinin önceden tespit edilerek değerlendirilmesi ve önlemlerin belirlenmesi sürecidir.
Deep-Sea Mining / Seabed Mining Deniz Madenciliği: Okyanus tabanından (genellikle uluslararası sulardaki derin deniz tabanlarından) kobalt, nikel ve manganez gibi değerli madenlerin çıkarılması faaliyetidir.
Marine Genetic Resources Deniz Genetik Kaynakları: Deniz organizmalarından elde edilen ve gelecekte ilaç, kozmetik veya endüstriyel alanlarda kullanılabilecek genetik materyal ve türevleridir.
Ratification Process Onay Süreci: Bir ülkenin uluslararası bir anlaşmayı imzaladıktan sonra, kendi iç hukuku ve meclis onayından geçirerek anlaşmaya resmi olarak taraf olma aşamasıdır.
Conservation Strategies Koruma Stratejileri: Doğal kaynakların ve ekosistemlerin tükenmesini önlemek, bozulan alanları restore etmek ve türlerin devamlılığını sağlamak için izlenen politikalar bütünüdür.