Bu yılın mayıs ve eylül ayları arasında, İsviçre, Nepal ve Pakistan'daki dağlık bölgelerde çığlar, heyelanlar ve ani sel baskınları meydana geldi. Bu afetler altyapıyı tahrip etti, can kayıplarına neden oldu ve insanları evlerini terk etmek zorunda bıraktı. Bu üç afetin tetikleyici sebepleri permafrost (donmuş toprak) erimesi ve buzul gölü taşkınlarıydı. Erimiş suların hızlı artışı buzul göllerinin taşmasına neden oldu.
İklim krizi nedeniyle bu afetler daha sık meydana geliyor ve dünya çapında 15 milyon insanın tehlike altında olduğu tahmin ediliyor. Bu durum aynı zamanda iklim değişikliğinin en belirgin göstergelerinden biri olan buzulların ne kadar kötü durumda olduğunu gözler önüne seriyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün buzullarla ilgili son raporuna göre, 2024 yılında dünya çapındaki tüm buzul bölgeleri, artan sıcaklıklar ve değişen yağmur ve kar yağışı oranları nedeniyle üç yıl üst üste kayıplar bildirdi.
Buzulların Hızlı Değişimi
Buzullar, gezegenin en hayati ancak bir o kadar da kırılgan ekosistemleri arasındadır. Her kıtada bulunan buzullar, dünyanın tatlı suyunun yaklaşık yüzde 70'ini depolar. Bu su, soğuk aylarda buz halinde tutulur ve sıcak mevsimlerde serbest kalarak nehirleri, tarımı, hidroelektrik enerjiyi ve bitkilerden hayvanlara kadar birçok yaşam formunu besler. Ancak buzulların küçülmesi, coğrafi görünümü yeniden şekillendiriyor ve geçimlerini mevsimsel olarak eriyen sulara bağımlı olan 2 milyardan fazla insanı tehlikeye atıyor.
Buzulların erimesi, istikrarlı bir hidrolojik döngünün parçası olmalıdır, ancak atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artması bu döngüyü aşırı derecede zorlamakta ve kısır bir döngü yaratmaktadır. Fırtınaların ve hava kirliliğinin artması gibi çevresel değişiklikler, buzulların üzerine siyah karbon, toz ve kum birikmesine neden olarak buzulları koyulaştırmakta ve güneş ışığını yansıtma yeteneklerini azaltmaktadır. Bu durum buzların erimesini hızlandırarak permafrostun erimesine ve ek sera gazlarının salınmasına neden olarak daha fazla ısınmaya yol açmaktadır.
Kısa vadede bu durum, buzul gölleri gibi ekosistemlerin istikrarını tehdit ediyor ve bunun bedelini nehrin aşağısındaki yerleşim yerleri ödüyor. Uzun vadede ise buz rezervlerinin tükenmesi, küresel su güvenliğini ve deniz seviyesinin yükselmesini etkileyecek. Biyoçeşitlilik açısından ise tatlı su türlerinin yaşam ve üreme alanlarını tehdit ederken, kriyosferde bulunan karmaşık mikrobiyal toplulukların bozulması, bilim insanlarının daha yeni yeni anlamaya başladığı sonuçlar doğuracak.
Bu on yılda alınacak kararlar, gelecek nesillere kalacak buz miktarını belirleyecektir. Küresel ısınmanın ortalama 1,5 °C olduğu durumda, 2020 yılına kıyasla dünya buzul kütlesinin yüzde 54'ünden fazlası varlığını sürdürecek; 2,7 °C'de ise bu oran sadece yüzde 24 olacaktır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın 2025 Emisyon Açığı Raporu, mevcut politikaların bizi 2,8 °C'ye doğru götürdüğünü ortaya koymuştur.
Slovenya ve Venezuela'daki buzulların tamamı yok olmuş durumda ve araştırmacılar yakında aynı kaderi paylaşacak bölgelerin tespitini sürdürüyorlar. Peru, Endonezya ve Uganda gibi tropikal ve alçak rakımlı bölgelerdeki buzullar 2100 yılına kadar yok olacak ve yaklaşık 2 milyar insanın yaşadığı büyük nehir havzalarını besleyen Hindu Kush Himalayalar'da, sıcaklık 2 derece daha artarsa buzların sadece dörtte biri kalacağı tahmin ediliyor. Kafkasya buzulları da hızla geri çekiliyor ve şimdiden 11 milyar tondan fazla tatlı su kaybına neden oluyor.
Ön Saflardadaki Doğu Afrika
Doğu Afrika, krizin en belirgin olduğu bölgedir. Tanzanya'daki Kilimanjaro Dağı, Kenya Dağı ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Uganda sınırındaki Rwenzori Dağları, Afrika kıtasındaki son üç buzul bölgesini barındırmaktadır ve bunlar, dünyadaki her yerde olduğundan daha hızlı bir şekilde yok olmaktadır. 2040 yılına kadar Kilimanjaro'nun buzulları tamamen yok olabilir; Kenya Dağı'nın buzulları ise daha da erken, önümüzdeki dört yıl içinde yok olabilir.
Son uzaktan ölçüm verileri, 2022 yılında Doğu Afrika'da kalan toplam buzul alanının sadece 1,36 kilometrekare olduğunu ve bu rakamın 2000 yılına kıyasla yüzde 300'ün üzerinde bir düşüşe işaret ettiğini göstermektedir.
Kenya Dağı'nın buzulları ve kar örtüsüyle beslenen Ngare Ndare Nehri'nin su seviyesi son on yılda yüzde 30 düştü. Bu durum, bu suya bağımlı olan Kenya ve Tanzanya'daki 2 milyondan fazla insanın, akış hızının azalmasından mahsul veriminin ve süt üretiminin düşmesine, toprak erozyonu, hastalıklar ve heyelanların artması gibi değişiklikleri şiddetli bir şekilde hissetmesine neden oldu.
UNEP, değişen koşullara karşı dayanıklılığı artırmak ve güçlendirmek için hükümetler, bölgesel kuruluşlar, yerel ve ulusal STK'lar ve topluluklarla birlikte çalışmaktadır. Yükseklikte Uyum Programı ve Dağlar UYUM çözümleri derlemesi, UNEP'in yeni Dayanıklı Dağlar projesinin bir parçası olarak, Doğu Afrika dağ topluluklarının dayanıklılıklarını artırmalarına yardımcı olmak için UNEP ve ortakları tarafından uygulanan iki girişimdir. Bu girişimler, geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi, peyzajların restore edilmesi, ormanların güçlendirilmesi ve gıda üretimi ile su yönetimini iyileştirmek için doğal çözümlerin kullanılması gibi faaliyetleri içermektedir.
2023 yılından bu yana UNEP, Avusturya tarafından finanse edilen Mountains ADAPT Küçük Hibe Programı'nın kurulmasını ve pilot uygulamasını da kolaylaştırmıştır. Bu program, 2026 yılında tam olarak uygulamaya geçildiğinde, yerel liderlikle yürütülen uyum ve dayanıklılık projelerini hayata geçirmek için topluluk temelli kuruluşlara küçük hibeler sağlayacaktır. 2025 yılında, Kenya Dağı yakınlarındaki Yiaku Laikipiak Trust, gıda egemenliğini iyileştirmek için bir hibe kullanarak, 400'den fazla yerli Yiaku halkının iklim dostu mahsuller ve iyileştirilmiş sulama sistemleri aracılığıyla çevresel afetlere ve piyasa krizlerine karşı dayanıklılıklarını artırmalarına yardımcı oldu.
Gündemde Buz
Buzulların erimesinin koordineli eylem gerektiren küresel bir sorun olduğunu kabul eden üye devletler, 7. Birleşmiş Milletler Çevre Asamblesi'nde (UNEA-7) tartışılacak olan buzullar ve daha geniş anlamda kriyosfer ile ilgili yeni bir karar tasarısı üzerinde çalışmaktadır. Bu genel kurul, çevre konusunda en üst düzey karar alma organıdır ve 8-12 Aralık tarihleri arasında UNEP'in Nairobi merkezinde düzenlenecektir.
Karar taslağı, BM Genel Kurulu'nun 2025 yılını Uluslararası Buzulların Korunması Yılı ve 21 Mart'ı yıllık Dünya Buzullar Günü ilan etme kararını temel almaktadır.
UNEP Biyoçeşitlilik ve Arazi Şubesi Direktörü Julian Blanc, “Buzullar bir erken uyarı sistemidir ve bu alarm yüksek sesle çalıyor” dedi. “Buzulları kaybettiğimizde, sadece buzu kaybetmiyoruz – suyu, gıda güvenliğini, mirası, kültürleri ve istikrarlı bir gelecek şansını da kaybediyoruz. Her bir derece çok önemli. Buzullarımızın büyük bir kısmını kurtarmak için henüz çok gecikmiş değiliz.”
Kaynak: United Nations Environment Programme (UNEP)
https://www.unep.org/news-and-stories/story/why-glaciers-matter-and-new-push-protect-them
Çevirmen: Ayşe Hümeyra Sevim
Create Your Own Website With Webador