Beklenen, ancak yine de sarsıcı bir durum!
Uzmanlar, küresel sıcaklıkların Paris Anlaşması’nın iddialı sıcaklık eşiğini aşma yolunda ilerlediğini ortaya koyan Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) yeni raporunun bulgularını bu sözlerle tanımlıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın salı günü yayınlanan 2025 Emisyon Açığı Raporu’ndaki (Emission Gap Report) modellemeler, önümüzdeki 10 yıl içinde küresel sıcaklıkların Sanayi Devrimi öncesindeki seviyenin 1,5 °C üzerine çıkmasının muhtemel olduğunu gösteriyor.
İklim aktivistleri 1,5 °C eşiğinin aşılmasının yıllar alacağını umuyorlardı. Küresel ortalama sıcaklığın bu seviyenin altında tutulması, iklim değişikliğinin en yıkıcı etkilerinden bazılarını önlemek için hayati önem taşıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı İklim Değişikliği Birimi Direktörü Martin Krause, “Tüm uyarılara rağmen dünya, rekor seviyelerde sera gazı salmaya devam etti; bu nedenle bu sonuç beklenmedik bir durum değil,” dedi. “Ancak bu durum herkes için bir uyarı niteliğinde. İklim değişikliği gerçek, yaşanıyor ve eğer yakında harekete geçmezsek sonuçları çok ağır olacak.”
Dünya bu noktaya nasıl geldi ve 1,5 °C’lik sıcaklık artışının aşılması insanlık için ne anlama geliyor? Bu ve benzeri soruları yanıtlamak için Emisyon Açığı Raporu’na birlikte göz atalım.
Paris Anlaşması imzalanalı yıllar oldu. Peki neden hala iklim felaketi ile karşı karşıyayız?
Anlaşmaya rağmen insanlık fosil yakıt kullanımına ve rekor düzeyde sera gazı salınımına devam ediyor. Dünya yüzeyine yakın bir tabakada ısıyı hapseden, adeta bir battaniye gibi davranan bu emisyonlar 2024 yılında yüzde 2’den fazla arttı.
Bu artış, bir asrı aşkın süredir devam eden istikrarlı yükselişini sürdürüyor. Atmosferde şu anda son 2 milyon yılın herhangi bir döneminden daha fazla karbondioksit bulunuyor.
Dünya daha ne kadar ısınabilir?
Emisyon Açığı Raporu’nun tahminlerine göre, ülkeler sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) yerine getirseler bile, ki bu oldukça büyük bir “eğer”, dünya yüzyılın sonuna kadar 2,3℃ ila 2,5℃ arasında ısınacak.
Bu, geçen yılki tahminlere kıyasla hafif bir iyileşme anlamına geliyor. Ancak yine de hassas iklim sistemlerini istikrarsızlaştırmak ve kuraklık, sel, yıkıcı fırtınalar ve diğer ekstrem doğa olaylarının sıklığını artırmak için fazlasıyla yeterli.
2015’te Paris Anlaşması kabul edildiğinde, uzmanlar ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele taahhütlerine dayanarak dünyanın 3 °C ila 3,5 °C arasında ısınma yolunda olduğunu hesaplamıştı. Bu potansiyel olarak felaketle sonuçlanabilecek bir senaryoydu. Verilen taahhütler sayesinde bu tahmin 1 derece düştü ve küresel iklim eyleminin gerçek bir fark yaratabileceğini gösterdi.
2024 yılında, Dünya’nın ortalama sıcaklığının, sanayi devrimi öncesi döneme göre 1,5℃ daha yüksek olduğu bildirildi. Peki, Emisyon Açığı Raporu’nun yeni bulguları neler?
2024 yılında Dünya sıcaklığının 1,5 °C’yi aştığı bir gerçek. Ancak araştırmacılar küresel ısınmayı incelerken yıl bazlı araştırmalar üzerinden genel yargıya varmamaya dikkat ederler. Bunun yerine, rastgele değişkenlere bağlı kalmadan, ortalama sıcaklık değerlerini yıllarca incelemektedirler. Bu yıl yayımlanan Emisyon Açığı Raporu, sözde “çok yıllık ortalamanın” önümüzdeki 10 yıl içinde en azından geçici olarak 1,5 °C’yi aşacağını ortaya koyuyor.
Küresel ısınma 1,5℃ derecenin altında tutulabilir mi?
Teknik olarak evet, ancak gerçekleşme ihtimali oldukça düşük. Emisyon Açığı Raporu, 1,5 °C hedefine ulaşılması için sera gazı emisyonlarının 2035 yılına kadar yaklaşık yüzde 55 oranında azaltılması gerektiğini ortaya koydu. Bu oran, ülkelerin verdiği sözlerin oldukça üzerinde. Daha ulaşılabilir, ancak yine de zorlayıcı bir hedef ise küresel ısınmayı 2 °C ile sınırlamaktır. 2035 yılına kadar emisyonların yaklaşık yüzde 35 oranında azaltılması gerekir. Mevcut ulusal taahhütler tam anlamıyla uygulanırsa, belirlenen tarihe kadar emisyonlar yalnızca yüzde 12 ila 15 oranında düşürülecek ve dünyayı ilgili hedeften oldukça uzaklaştıracaktır.
Dünyanın 1,5℃ derece eşiğini aşması durumunda neler olabilir?
Önemli olan, araştırmacıların “aşma” olarak adlandırdığı durumun olabildiğince minimum ve kısa süreli tutulmasıdır. Raporda, yüzyıl bitmeden önce sıcaklıkların yaklaşık 1,8 °C’ye yükselip ardından 1,5 °C’nin altına düşeceği bir senaryo tasarladılar. Ancak böyle bir senaryonun bile zorlu olacağı kabul ediliyor. Yine de dünya, denemekten vazgeçmemeli, diyor Krause.
“Isınmada kaçınılan herhangi bir derece artışı, iklim değişikliğinin şiddetini de azaltır.
Eğer kararlılıkla çalışırsak, hâlâ hayat kurtarabilir, ekonomileri koruyabilir ve dünyanın yıkıcı iklimsel dönüm noktalarına ulaşmasını engelleyebiliriz.”
Dünyanın toparlanması için neye ihtiyacı var?
Her şeyden önce, insanlığın fosil yakıtlara olan bağımlılığından kurtulması ve yenilenebilir enerji üretimini artırması gerekiyor. Başarı için, sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte üçünden sorumlu olan ve toplu olarak iklim taahhütlerini yerine getirme yolunda ilerleme kaydetmeyen G20 ülkelerinin liderliğine ihtiyaç duyulacak. Bu aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler için daha fazla mali destek ve küresel finansal mimarinin yeniden yapılandırılması anlamında da geliyor.
İklim konusunda iyi bir haber var mı?
Evet. Paris Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana geçen on yılda, maliyetlerin düşmesiyle desteklenen yenilenebilir enerji kullanımında büyük ölçüde bir artış görüldü. İlgili durum, ekonomik büyüme ve enerji güvenliğiyle karakterize edilen düşük karbonlu bir geleceğe dünyayı hazırladı.
Krause, “İklim krizini sona erdirmek için gerekli teknolojiye ve bilgi birikimine sahibiz. Şimdi ihtiyacımız olan şey siyasi irade.”
Kaynak: United Nations Environment Programme (UNEP)
Çevirmen: Sanem Atabey
Create Your Own Website With Webador